« Önceki |

29/1/2009

Bölüm 6

Bu mısra (ç)alıntıdır
İsyanım var ulan!
Üzerime batan güneşe de
Güneşi üzerime batırana da
Güneşi güneş yapan hidrojene de
O hidrojenden bomba yapana da
Binleri gebertecem diye
Katliama para yatırana da
Parayı bulan Lidya'lıya da
-Ki fosilleşmiş kemikleri zangır zangır-
Küresel krizi küresel yapan
Dünyanın yuvarlağına da
İsyanım var ulan!
---
Kelebeğin bir haftalık ömrüne
O kelebeğin konduğu güllere
(Eski güllere laf yok!)
O gülün petrol olan cesedine
Petrol için katliama...
Yine savaş yina savaş!
Hayvandan mı geldik kesin değil
Ama hayvana gidiyoruz!
Biri su döksün
Belki bir umut dönenler olur

        Deliye göre deli deli midir?
        O yüzden deli değilim
        Bilen var mı,
        Bu mısraları dışarı kim attı?
        Söyleyeyim;
        Önce Tanrı,
        Sonra bir de
        Beni yalnızlık yarattı!

Hey ver
Heykelim kelime elime lime lime
Savaşlar aş yavaş yavaş arkadaş!
Arsız kan çık(ar)ma (ar)zusu
Asıl ar kanda
Asıldı tam arkanda
Savaşma! Sav savaşı savrulsun
------
İsyanım var ulan!
Beni yalnızlık yarattı
Sonra yuhladı
Hormunlu domates ve hıyar attı
Çorba kadar karışmadı ama
Kafam salataya döndü
Kendimi h ı y a r gibi hissediyorum
Zaten öylesin diyen sazan
Şimdilik otur aşağı
Eski bir söz vardı:
"Savaşmayın..."
 -Sevişin
Diyen İsmail
Hiç bir şekilde değildir fail
Sadece sazandır
Birazdan biri dayak yiyecekse
O da bu şiiri yazandır
İnanır mısınız
Bu kalemi elime verene bile
İsyanım var ulan!

17/1/2009

Bölüm 5

Gökyüzü ne kadar benmiş
Yeryüzü ne kadar sen
Yağmurlarımı yazıyorum ben!
Sellerim içime sinmiş
Artık bir kanepe gibi
Sıcak…
Rahat…
Ne zaman görülmüş ki
Sıcaktan mısra mısra pişmekten
Bir gökyüzü rahat etmiş?

               •••••

 “Yağmur yağmaya başladığında
Sen benim gökkuşağımda oturacaksın
Düşme diye bekleyeceğim başucunda
Nedenini yüzüme bakıp sormayacaksın

Ve yağmur yağmaya başladığında
Sen benim gün ışığım olacaksın
Ve milyonlarca gökkuşağı yapacağız
Her şey güzel, her renk sen olacaksın!”

               •••••

 Kâğıttan yaptığım gemiler yüzecek
Yol kenarından akan sularda
Gökyüzü tek parça olacak
Gözlerindeki yansımasında
Bulutlar akacak
Ben denize düşeceğim
Güneş üzerime batacak
Sen zamanı durduracaksın
Maviler turuncu olup
Öylece kalacak
Sonra ben uyanacağım

           •••••

Seni ararken
Beni bende kaybettim ben
Sana seni anlatayım mı?
Ben artı bir
Ki o da güzellik

         •••••

Sıfır noktası işte burası
Aşkın karesi benim parantezimde sıfır
Ama ben açmadım!

17/1/2009

Bölüm 4

Bitmiş haldeyim şarjım yok!
Daha fazla sayısala artık karnım tok!

      Derslerin geldiği yerden
      Kapanıyor gözlerim
      Kimi görsem?
      Kime görsem?

Mesafe her açıdan dar olunca
Kalbim sıkışıyor
Beklemekten sıkıldım
Yalnızlığa tıkıldım

Fazla sıcak oldu

Burada ne işim var?

Solumdaki hayat güvercinini
Kedi kaptı
Ne yapsın yemedi
Zaten midesini bozardı
İyi yaptı
Kaldırıma bıraktı

      (Sayarken sıfırdan başlamadıkça
       Beni sayamazsın!)

Yarısı siyah
Yarısı beyaz
Sen beyaza bakarsın
Ben siyahı görürüm
Sen siyaha bakarsın
Beni görürsün
Bu bir küre
Mesela Dünya
Yarısı siyah
Yarısı beyaz

     -Gözler kalbin aynası
     Ne ki bunun faydası?-

O yokken onu yazdık
Ben ve kalemim
Anlarsa artık…

     (Aslında keşke denizde yaşasaydık
            -Âşık olup
      Yanıp tutuşup
      Sonra küllere dönünce
            -Bitince
      Gözyaşlarının o
      Acı kokusuna
      Gerek kalmazdı
            -Kendi kendine
      Sönerdi kalp
      Biterdi harp
      Giderdi, giderdi
      Hem balıklar da olurdu
      Alıklar da
      Hem tuzlu ya
      Kokmazlardı da

      Ama
      Denizde olmasaydı

            -Ölürdü
      İşte bunun gibi
      Hep öldü korkudan
      Ne denizi? Akvaryumda!
            -Defalarca
      Sonra tuzlu tuzlu
      Ölü (B)alık oldu
      Hepinize afiyet olsun)

Duvar olasım var
Baştan baştan yazabilmek için
Ger geçmişte var olasım var
Belki bir dile gelirim diye
Bit tanecik kar olasım var
Biraz daha kahverengileşmek için
Bir çift göze far olasım var
Gelen giden olsun diye sadece
Kalabalık bir şehirde otogar olasım var
Duvar olasım var
Buz gibi bir
D  u  v  a  r!
Manyadım yine, ne var?

         •••••

Üç kere üç dokuzmuş
Ama birin karesi bir…
Karekökü de varmış:
Bir
Ama baharsa
Ya da dışarılarda
Aşkın karesi sonsuz

Karekökü ise yokmuş
Benim aşkımın karesi
Hep bir ama
Demek ki aşkım yok
Sadece bir!

Yine çok mu uzattım?
Olsun
Tatlı gelmedi belki
Doğrudur
Bu kez biraz da tuz attım

17/1/2009

Bölüm 3

Aklıma esti ne yaparsın?
Bar bar bağırıyor yine
Gün, aşk, gözyaşı ve neşe görmüş
Turuncu şeritli lacivert kalemim
Ama bilmiyor ne yapsın
Yine saçmalasın kendi kendine
Bak bu kez düz kafiye örmüş
Simsiyah şeritli masmavi âlemim

      Satılık olan şu yıkık dökük
      Bina mı, Aykut Dülger mi?
      Şu yazdığım dörtlük
      Çok mu kötü, yoksa idare eder mi?
      Okuyan bana deli der mi?
     “Bu şiirdir” desem yer mi?
      Bu defter gözünüzde beş para eder mi?
      Kendi saçını kesemeyen
      Bir tek şu berber mi?
      Ona çay ısmarlasam içer mi?
      O paraya değer mi?
      Bu alaca karanlık
      Gece mi seher mi?
      Aşk acaba hakikaten şeker mi?
      Yiyen dağları deler mi?
      Bu kadar yazdım yeter mi?
      Sizce bu bir zafer mi?
      Yeter mi?
      Yeter

Kim ne derse desin!
Bu, Şiir-i Kifayet-i Kafiye!
Hiçbir şey değil esin!
Siz biraz gülün diye…

Kar yağıyor kar, KAR!
Karmakarışık, orta karışık
Karışık ya da karı mı şık?
Karmaşık mı kar bir kaşık?
Karmakarışık!
Ben karı severim…

 

17/1/2009

Bölüm 2

Bugün biraz çöktüm dostlar
Yorgundum ve loştu ışıklar
-Kokusu hiç değişmemiş-
Bir baktım sade
Bir baktım anormal
Korktum ben dostlar sol köşemden
-Neden? Neden?! Neden?!!!-
Kafam doldu birden
Sağımdan, önümden, içimden
“Pes!!!” dedim
Ve çıktım gittim gözlerinden

     “Ben onu düşündüm
       Ben bıraktım yanıma geldiği gün
       Ona kaç kere âşık olduğumu saymayı
       Ben defalarca okşadım saçını
       Ve saatlerce baktım gözlerine
       Başımı çevirdiğim her yerde
       Kelimeler bitiyordu
       Ama o her şeyden habersiz
       Bir kelimesinin bile dört gözle beklendiğinden
       Düşlerine giren şiirin gerçek değerinden
       Ne kadar feryat ettiğini bir insanın içinden
       Ve tek bir cümlesi yüzünden
       Kaç tane yağmurdan nefret edildiğinden
       Habersiz…
       Çünkü söylemedim
       Olmayacak dua’ya bu kez
      “Amin” demedim dostlar"

Zeytin yağına kuru ekmek
Böyle gelmiş aşk, böyle gidecek
Lakin mısralardan habersiz
Ne acı değil mi dostlar?
   -Off! Off! Off!-
Yine “kim” diyorsunuz belki
Hatta “Yine kim?”
O bir zamanlar en güzeldi
Şimdi yok nitekim…